TOP

EYLÜL ETKİNLİK REHBERİ

Eylül İstanbul’un “yaz bitmedi, sadece biraz daha iyi giyinmeye başladı” dediği ay. Sandaletler henüz kaldırılmamışken galeriler yeniden açılıyor, sahneler sezonu büyük prodüksiyonlarla karşılıyor, festivaller şehrin iki yakasına yayılıyor. Kısacası İstanbul, yazın gevşek temposundan çıkıp kültür-sanat sezonuna geçerken takvime biraz fazla şey sığdırıyor. İşte, içlerinden radarımıza takılanlar…

Eylül, İstanbul’un sanat takviminde mevsim değişimine işaret ediyor. Yeni sezonun ilk sergileri açılırken yazdan kalan birkaç önemli sergi de son anda görülmeyi bekliyor. Bu ay özellikle İstanbul Modern, Art Weeks ve 212 Photography Istanbul çevresinde şehir, galerilerden müzelere uzanan uzun bir sanat rotası sunuyor.

Geçmiş Zaman Kargaları
📍 Taş Mektep, Büyükada
📅 3 Eylül’den itibaren
Kemal Gökhan Gürses bu kez İstanbul’un en eski sakinlerinden bazılarına bakıyor: kargalara. Osmanlı’nın son döneminden fotoğraflarda gündelik hayatın kenarında görünen bu kuşlar, Gürses’in çizimleriyle artık arka plandaki izleyiciler değil, hikâyenin başrol oyuncuları.
Kısacası: Büyükada’ya gitmek mutlaka iyi bir bahaneye ihtiyacınız varsa, bu sergideki kargalarla tanışabilirsiniz.

Aynı Mavinin Altında
📍 İstanbul Modern, Karaköy
📅 8 Eylül 2026 – 31 Aralık 2027
İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi, adını denizlerden, ufuktan, özgürlükten alıyor. Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner’in küratörlüğündeki sergi, 1940’lardan bugüne Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın dönüşümünü izlerken, 2000 sonrası uluslararası sanatçıların işleriyle yeni bir diyalog kuruyor. Resimden videoya, fotoğraftan heykele ve yerleştirmeye uzanan seçki; kimlik, kent, göç, hafıza ve doğa gibi bugünün meselelerine bakıyor.
Kısacası: İstanbul Modern’in koleksiyonuna, alıştığınızdan biraz farklı bir gözle bakmak için iyi bir bahane.

Art Weeks Istanbul: Collector’s Edition
📍 Akaretler Sıraevler
📅 16 Eylül – 8 Kasım
Art Weeks Istanbul bu yıl galerilerden çok koleksiyonerlere bakıyor. “Collectors” edisyonunda Banu & Hakan Çarmıklı, Tansa Mermerci ve Öner Kocabeyoğlu koleksiyonlarından seçilen eserler Akaretler Sıraevler’in tarihi binalarına yayılıyor. Üstelik sergi ücretsiz; yani “Ben koleksiyoner değilim” bahanesi bu kez çalışmıyor.
Kısacası: Türkiye’de sanat koleksiyonculuğunun nasıl bir zevk haritası oluşturduğunu merak ediyorsanız, iyi bir başlangıç noktası.

Nancy Atakan & Dilek Aydın: Sweet Separation
📍 Pi Artworks, Piyalepaşa
📅 17 Eylül – 31 Ekim
Nancy Atakan ve Dilek Aydın’ın ilk ortak sergisi, doğum, annelik ve yaratıcı üretim arasındaki tuhaf ve dönüştürücü ilişkiye bakıyor. Video, heykel, işlemeli bebek battaniyeleri, neon ve kişisel hikayeler aynı alanda buluşurken sergi, “ayrılık” fikrini bir son değil, yeni bir başlangıç olarak ele alıyor. Open Mic buluşmalarında Elif Uras, Beral Madra, Ayşe Kulin, CANAN, Larissa Araz ve Esra Dermancıoğlu gibi isimler de projeye eşlik edecek.
Kısacası: Sanatın biraz kişisel, biraz politik, biraz da hayatın kendisi olmasını seviyorsanız.

Olivo Barbieri: Zaman, Mekân, Geometri
📍 Borusan Contemporary, Perili Köşk
📅 19 Eylül 2026 – 15 Ağustos 2027
Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, tanıdığımız dünyayı biraz tuhaflaştırıyor. Barbieri; ölçek, perspektif ve optik tekniklerle şehirleri, antik kentleri ve manzaraları neredeyse maketmiş gibi yeniden kuruyor. Sergide sanatçının kırk yılı aşan pratiğinden beş seri ile Borusan Contemporary koleksiyonu için ürettiği, Efes ve Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan işler bir araya geliyor.
Kısacası: İstanbul’a, Efes’e veya dünyanın herhangi bir yerine bir daha aynı şekilde bakmamak için.

Robert Montgomery Solo Show
📍 İstanbul 74, Arnavutköy
📅 23 Eylül’den itibaren
İskoç sanatçının neon, ışık ve metin üzerinden kurduğu işler; romantik, politik ve zaman zaman oldukça doğrudan. İstanbul 74 ile on beş yıla yayılan yaratıcı işbirliğinin sonucunda ikinci kez İstanbul’da solo sergi açan sanatçının, James Baldwin ile Bob Dylan, Nina Simone ve Edip Cansever’i aynı balkonda hayali bir akşamda bir araya getiren tablosu, İstanbul’un 1960’lardaki kültürel açıdan kozmopolit ortamına bir saygı duruşu niteliğinde.
Kısacası: “Sanat eseri bana bir şey söylemeli” diyenler için.

Contemporary Istanbul
📍 Tersane İstanbul
📅 23–27 Eylül
23 Eylül: VIP ön izleme | 24–27 Eylül: Genel ziyaret
Contemporary Istanbul, eylül sonunda Tersane İstanbul’u uluslararası çağdaş sanat dünyasının buluşma noktalarından birine dönüştürüyor. 21. edisyonunda 24 ülkeden 70’in üzerinde galeri, 500’den fazla sanatçı ve 1.500’ün üzerinde eser bir araya geliyor; bu yıl 20 galeri fuara ilk kez katılıyor. Focus: Asia programı Asya çağdaş sanatına odaklanırken, yeni New Grounds bölümü genç galerilere alan açıyor. Programın dikkat çeken işleri arasında Jaume Plensa’nın yedi metre yüksekliğindeki Juana adlı heykeli ve Shozo Shimamoto’ya ayrılan özel bölüm de bulunuyor.
Kısacası: İstanbul’un birkaç günlüğüne dünyanın farklı sanat sahneleriyle aynı masaya oturduğunu görmek için.

Gökyüzü Şekerdendi
📍 Arter
📅 28 Mart 2027’ye kadar
Başlığı, E. E. Cummings’in “Songs I” (Şarkılar I, 1938) adlı şiirinin açılış kıtasından ilham alan Gökyüzü Şekerdendi, Arter’in Eylül programındaki dikkat çekici sergilerden. Arter koleksiyonundaki 24 sanatçının eserlerini “ev/yuva” ve “yurt” kavramları etrafında bir araya getiren sergi; içeriyle dışarı arasındaki sınırları belirsizleştiren bir yerleştirme düzenine sahip. Böylelikle yapıtları yeryüzü ile gökyüzü, geçmiş ile gelecek, kök salmak ile yersiz yurtsuzluk arasında salınan canlı ve çok renkli bir duyusal evrende buluşturuyor.
Kısacası: Daha yavaş, daha sezgisel bir sergi deneyimi arıyorsanız.

Yoko Ono: İçses ve İçyapı
📍Sakıp Sabancı Müzesi, Emirgan
📅 Tarih: 27 Aralık’a kadar
John Lennon’ı bir anlığına unutun! Çünkü Yoko Ono’nun hikâyesi, pop kültürünün çok ötesinde başlıyor. Kavramsal sanatın yaşayan en etkili figürlerinden biri olan Ono, onlarca yıldır izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; düşünmeye, katılmaya ve üretmeye davet ediyor. Bu sergi de tam olarak bunu yapıyor. İçeri girerken bir izleyicisiniz, çıkarken muhtemelen zihninizde cevaplardan çok sorular olacak.
Kısacası: İstanbul’un bu yılki en önemli kültür olaylarından biri.

CANNES!
📍 Ara Güler Müzesi, Galataport
📅 11 Ekim’e kadar
Ara Güler’in objektifinden Cannes Film Festivali, kırmızı halıdan çok daha fazlasını anlatıyor. Sophia Loren’den Alfred Hitchcock’a, Federico Fellini’den Elizabeth Taylor’a uzanan karelerde sinema tarihinin en ikonik yüzleri, poz vermedikleri anlarda karşımıza çıkıyor.
Kısacası: Fotoğraf kadar sinemayı da sevenler için

Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat
📍 Yapı Kredi Müzesi, Galatasaray
📅 29 Kasım’a kadar
Bir kurumun sanatla kurduğu ilişkinin Türkiye’nin kültürel dönüşümüne nasıl eşlik ettiğini görmek isteyenler için. Koç Topluluğu’nun kültür ve sanatla kurduğu uzun soluklu ilişkinin izini süren sergi; arşiv belgeleri, sanat eserleri ve tarihî materyaller arasında dolaşırken yalnızca sanat tarihini değil, modern Türkiye’nin kültürel hafızasını da okumaya davet ediyor.
Kısacası: Sanat tarihini eserlerin çok hikayeleri üzerinden keşfetmeyi seviyorsanız rotanıza ekleyin.

Bu sergiler Eylül’de kapanıyor. Yazdan kalan birkaç güçlü sergiyi “bir ara giderim” klasöründen çıkarıp takvime koymanın tam zamanı.

Tüm Renklerin Aryası: Semiha Berksoy
📍 İstanbul Modern, Karaköy
📅 6 Eylül’e kadar
Opera sanatçısı, ressam, yazar, sahne insanı… Semiha Berksoy tek bir kimliğe sığmayan sanatçılardan. İstanbul Modern’deki kapsamlı retrospektif, Berksoy’un yalnızca resimlerini değil; sahne kostümlerini, kişisel arşivini, mektuplarını ve çok katmanlı sanat pratiğini de görünür kılıyor. Sergiyi gezerken bir sanatçının değil, neredeyse bir dönemin hikayesine tanıklık ediyorsunuz.
Kısacası:
Sergi, sanat tarihi bilgisi gerektirmiyor. Berksoy’un enerjisi sizi zaten içine çekiyor.

Yaz Göğünün O Güzel Adası
📍 Splendid Palace, Büyükada
📅 18 Eylül’e kadar
Galerist ve Galeri Nev’in ortak projesi, farklı kuşaklardan sanatçıları aynı şiirsel atmosferde buluşturuyor. Ortak bir tema etrafında dolaşan işler birbirleriyle sessizce konuşuyor; izleyiciye de bu diyaloğu takip etmek kalıyor. Yazın dingin temposuna en çok yakışan sergilerden biri.
Kısacası:
Tek bir yıldız isim yerine iyi küratörlüğün peşindeyseniz kaçırmayın.

Bir Yaka, İki Hikâye
📍 Metrohan
📅 20 Eylül’e kadar
Süleymaniye ve Zeyrek’in UNESCO Dünya Mirası alanlarındaki yaşamını konu alan sergi, İstanbul’un ahşap konut mirasına ve iki mahallenin yaşayan hafızasına bakıyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü ile İBB’nin iş birliğiyle hazırlanan sergide 1970’lerden bugüne uzanan belgeler, maketler, ses ve video kayıtları ve mimari detaylar bir araya geliyor.
Kısacası: İstanbul’un bugün gördüğümüz halinin altında ne olduğunu merak edenler için.

Eylül’de Harbiye Açık Hava Tiyatrosu son birkaç gecesini yaşarken Zorlu PSM, KüçükÇiftlik Park ve Life Park sonbahar programına geçiyor. Üstelik ayın müzik haritası oldukça geniş: Fazıl Say’dan Metro Boomin’e, ve GusGus’a…

Fazıl Say Jazz Quintet
📍 Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu
📅 2–3 Eylül | 21:00
Fazıl Say’ın klasik müzikteki anlatım gücünü cazın doğaçlama ruhuyla buluşturduğu Jazz Quintet projesi, İstanbul’da iki gece üst üste sahne alıyor. Say’a vokalde Ezgi Alaş, flütte Aslıhan And, saksafonda Serdar Barçın ve davulda Ferit Odman eşlik ediyor. Yaklaşık 85 dakikalık konser, kesintisiz akan 18 parçalık bir bütün olarak tasarlanmış; repertuvarda iki yeni beste ve müzisyenlerin öne çıktığı sololar da var.
Kısacası: Harbiye’de bu kez “hit şarkılar” değil, müziğin kendisi başrolde.

GusGus
📍 Zorlu PSM %100 Studio
📅 18 Eylül | 21:30
İzlanda’nın karanlık, hipnotik elektronik kolektifi GusGus İstanbul’a geliyor. Yaklaşık çeyrek asırdır elektronik müzik üreten grup, analog donanımları kozmik melodilerle birleştiriyor; canlı performanslarda parçalarını yeniden şekillendirmesi ise konserleri birbirinin kopyası olmaktan çıkarıyor. Depeche Mode, Björk ve Sigur Rós gibi isimlerle kurduğu remix bağlantıları da grubun müzikal DNA’sını anlatmaya yetiyor.
Kısacası: Kulüp müziğini konser salonuna taşımak isteyenlere.

Metro Boomin
📍 KüçükÇiftlik Park
📅 22 Eylül | 21.30
Travis Scott, Future, 21 Savage, The Weeknd, Drake ve Post Malone gibi isimlerin hitlerinin arkasındaki prodüktör sonunda İstanbul’a geliyor. Metro Boomin, yalnızca bir DJ ya da prodüktör değil; son on yılın hip-hop ve trap sound’unun şekillenmesinde büyük payı olan isimlerden biri. İstanbul konseri, bu yüzden sadece kendi parçalarını değil, çağdaş rap tarihinin büyük bölümünü sahneye taşıyacak.
Kısacası: Rap müziğin son on yılını soundtrack’iyle birlikte dinlemek isteyenlere.

Eylül İstanbul’un festival açısından en kalabalık aylarından biri. Üstelik festivaller yalnızca müzikten ibaret değil; fotoğraf, gastronomi, performans, caz ve hatta K-pop aynı takvimde yan yana duruyor. Bu ayın ortak özelliği ise şu: Şehir bir sahne olmaktan çıkıp etkinliğin kendisine dönüşüyor.

3. İstanbul Gitar Günleri
📍 Müze Gazhane
📅 4 – 6 Eylül
Üç gün boyunca gitarı sadece dinlemiyor, biraz da söküyor, takıyor ve konuşuyoruz. Konserlerin yanında atölyeler, söyleşiler ve gitar teknolojilerine odaklanan programların yer aldığı festivalde Martin Miller Session Band, Cenk Erdoğan Trio, Gür Akad Band, Serdar Öztop ve Ben Granfelt Band sahne alıyor.
Kısacası: “Gitarın da bir dünyası var” diyenlerin üç günlük keşif rotası.

Taste & The City
📍 Beykoz Kundura
📅 5 – 6 Eylül
İstanbul’un gastronomi tarafına biraz daha yaratıcı bakmak isteyenler için. Beykoz Kundura’nın endüstriyel atmosferi içinde yemek, şehir kültürü ve deneyim bir araya geliyor. Festivalin asıl cazibesi de İstanbul’un farklı köşelerine dağılmış sevilen restoranların mutfaklarını ve üreticilerini aynı ortamda buluşturması.
Kısacası: Bir hafta sonunu yemek kültürünün peşinden giderek geçirmek isteyenlere.

6. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali
📍 Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası
📅 6–24 Eylül 2026
Oda müziğinin “küçük salon, küçük kadro” algısını biraz kenara bırakan festival, altıncı yılında uluslararası yıldızları, Türkiye’nin önde gelen müzisyenlerini ve genç yetenekleri aynı programda buluşturuyor. Açılışta Fedor Rudin, Alexandra Soumm, Máté Szűcs, Lydia Shelley ve Julien Libeer ilk kez Türkiye’de aynı sahneyi paylaşırken; sa.ne.na, Anatolian Clarinet Connection ve Alliage Quintett de programın öne çıkan isimleri arasında. Festivalin konserlerle sınırlı kalmaması da önemli: ücretsiz masterclass ve söyleşiler, genç müzisyenleri doğrudan uluslararası sanatçılarla buluşturuyor.
Kısacası: Klasik müziği büyük orkestralardan dinlemekle yetinmeyip, müzisyenlerle aradaki mesafeyi ortadan kaldıran daha yakın bir deneyim yaşamak isteyenler için.

Rock’n Park İstanbul
📍 Life Park
📅 12–13 Eylül | 15.30
İki gün, iki farklı rock haritası. İlk gün Duman, Redd, Demir Demirkan ve İngiliz indie rock sahnesinin önemli isimlerinden Miles Kane öne çıkıyor. İkinci gün ise Mor ve Ötesi, Vega, Koray Candemir, Den Ze ve yine Miles Kane ile devam ediyor. Programın güzelliği, Türkiye rock sahnesinin farklı kuşaklarını aynı orman atmosferinde buluşturması.
Kısacası: Gitarın sesini biraz daha yüksek duymak isteyeceğiniz bir hafta sonu.

İstanbul Kültür Yolu Festivali
📅 26 Eylül – 4 Ekim
📍 İstanbul’un farklı kültür mekanları
Kültür Yolu Festivali İstanbul’a geri dönerken programın ağırlık merkezi yine AKM ve şehrin büyük kültür kurumları. Royal Philharmonic Orchestra, Emma Shapplin, Christian McBride, Büşra Kayıkçı, İncesaz, Ferit Odman Quintet, Yekwon Sunwoo, Aida Gomez Flamenco Company, National Arab Orchestra, Anadolu Ateşi ve daha birçok yerli-yabancı isim programda. Özellikle Royal Philharmonic Orchestra’nın 26 Eylül’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’ndaki konseri dikkat çekiyor: orkestrayı Vasily Petrenko yönetecek, piyanoda ise Elisabeth Leonskaja olacak. Programda Beethoven’ın “İmparator” Piyano Konçertosu ile Richard Strauss’un Bir Kahramanın Yaşamı var.
Kısacası: Tek bir etkinliğe gitmektense, birkaç günlüğüne İstanbul’un tamamını kültür-sanat rotasına çevirmek isteyenlere.

36. Akbank Caz Festivali
📅 26 Eylül – 11 Ekim
📍 İstanbul’un iki yakasına yayılan farklı mekanlar
İstanbul’un en köklü caz festivallerinden biri 36. yılında yine tek bir mekana sığmayı reddediyor. Salon İKSV, Babylon, Arter, Zorlu PSM, St. Benoît, Frankhan, Komünite, Yeldeğirmeni Sanat ve şehrin farklı noktalarına yayılan programda 30’dan fazla konser ve yan etkinlik var. Programın uluslararası tarafında Arturo Sandoval, James Carter, Joe Armon-Jones, Sarathy Korwar Drum Ensemble, Ben LaMar Gay, Nicole Zuraitis, Yasmine Hamdan, Samora Pinderhughes Quintet ve Sasha Berliner gibi isimler bulunuyor. Özellikle Yasmine Hamdan’ın Arap müziği, elektronik ve indie arasında kurduğu özgün dil ile Dhafer Youssef’in ud ve cazı birleştiren yaklaşımı, festivalin cazı ne kadar geniş bir tanım olarak kullandığını gösteriyor.
Kısacası: Caz dinlemiyorsanız bile caz dinlemeye başlamak için oldukça iyi bir ay.

212 Photography Istanbul
📅 26 Eylül – 11 Ekim
📍 İstanbul’un iki yakasına yayılan farklı mekanlar
Fotoğrafın 200. yılının kutlandığı 2026, 212 Photography Istanbul için özellikle anlamlı. Dokuzuncu edisyonunda festival; sergilerin yanında söyleşiler, film gösterimleri, atölyeler, portfolyo değerlendirmeleri ve performanslarla şehre yayılıyor. Programda Frank Horvat, Martin Parr, Yann Arthus-Bertrand, Omar Victor Diop, Jill Greenberg, Catherine Nelson ve Brezilya modernist fotoğrafçılığı gibi birbirinden farklı izlekler var. Üstelik sergiler Galata Rum Okulu’ndan Eski Postahane’ye, Saint Benoît Kilisesi’nden Tophane-i Amire’ye kadar İstanbul’un kendisini de rotanın bir parçası haline getiriyor.
Kısacası: Bir fotoğraf festivaline değil, İstanbul’un içinden geçen bir fotoğraf rotasına hazırlanın.

Yeni sezonun gelişi sahnelerde hemen hissediliyor. Eylül programı, uluslararası prodüksiyonlardan çağdaş performanslara ve klasik repertuvarın yeni yorumlarına uzanıyor.

Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil
📍 AKM Türk Telekom Opera Salonu
📅 11–12 Eylül
Çaykovski’nin Fındıkkıran’ını biliyoruz. Ama bu versiyon bildiğimiz hikayeyi biraz kenara çekiyor. Moskova’daki Novaya Opera/Balet Moskva prodüksiyonu, koreograf Pavel Glukhov yönetiminde eseri Birinci Dünya Savaşı’ndan dönen ve geçmişin içinde sıkışıp kalan genç bir askerin hafızası üzerinden yeniden kurguluyor. Çaykovski’nin müziği kesintisiz canlı icra edilirken çağdaş dans, video, ışık ve sahne tasarımı klasik masalın yerini psikolojik bir anlatıya bırakıyor.
Kısacası: Fındıkkıran’ı çocukluk anılarından çıkarıp başka bir yere götürmek isteyenlere.

The Bodyguard
📍 Zorlu PSM
📅 11–20 Eylül
Whitney Houston ve Kevin Costner’ın 1992 tarihli kült filmini bu kez beyazperdeden değil, sahneden izliyoruz. Üstelik bu müzikal, BKM işbirliğiyle orijinal uluslararası cast ve dünya turnesi prodüksiyonuyla Türkiye’ye ilk kez geliyor. I Will Always Love You, I Wanna Dance With Somebody, I Have Nothing, Queen of the Night ve Run to You gibi Whitney Houston hitleri canlı orkestra ve büyük sahne prodüksiyonuyla yeniden yorumlanıyor. Yalnızca 10 günlük özel bir seri olarak planlanan bu gösteri kaçmaz!
Kısacası: “Film zaten güzeldi, müzikale ne gerek var?” diyenlerin fikrini değiştirebilecek bir sahneleme.

Sezon Açılış Konseri: Beethoven 9. Senfoni
📍 AKM Türk Telekom Opera Salonu
📅 19 Eylül | 20:00
İstanbul Devlet Opera ve Balesi 2026–27 sezonunu Beethoven’ın 9. Senfoni’si ile açıyor. İDOB Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı, koroyu Paolo Villa yönetiyor; solist kadrosunda ise Dilruba Bilgi, Aylin Ateş, Berk Dalkılıç ve Burak Bilgili öne çıkıyor.
Kısacası: Yeni sezonu müzik tarihinin en büyük eserlerinden biriyle açmak isteyenlere.

8. Istanbul Fringe Festival
📅 19–26 Eylül
📍 İstanbul’un farklı sahneleri
İstanbul’un bağımsız sahneleri bir hafta boyunca dünyanın farklı köşelerinden gelen dans, tiyatro ve performans sanatçılarına açılıyor. Sekizinci yılında festival, Türkiye’den ve yurt dışından bağımsız toplulukları aynı programda buluştururken; gösterilerin yanı sıra atölyeler, söyleşiler ve partilerle şehrin farklı mekânlarına yayılıyor. Bu yılın uluslararası programında New York merkezli Ariel Rivka Dance ve İngiltere bağlantılı performans sanatçısı Gabi Flares gibi isimler öne çıkıyor.
Kısacası: İstanbul’un yeni ve bağımsız sahne işlerini, dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçılarla aynı hafta içinde keşfetmek için.

Pera Film | Şimdi Uzaklardasın & Avangart Neydi?
📍 Pera Müzesi Oditoryumu
📅 9 Eylül–11 Ekim | 16–27 Eylül
Pera Film, yeni sezonu sinemanın biraz dışına taşan iki seçkiyle açıyor. Şimdi Uzaklardasın, Eraserhead, Büyük Lebowski, Ucuz Roman, Kahvaltı Kulübü, Genç ve Heyecanlı ve Harold ve Maude gibi kült filmleri yeniden beyazperdeye getirirken; bazı gösterimlerin ardından DJ setleriyle klasik film gecesini küçük bir gece etkinliğine dönüştürüyor. Avangart Neydi? ise Kadın Hamlet, Şeytan, Aaahh Belinda ve 4K restore edilmiş Drakula İstanbul’da gibi Türk sinemasının tür sınırlarını zorlayan filmlerine bakıyor; seçkinin ikinci gösterimleri Londra’daki The Nickel Cinema iş birliğiyle gerçekleşiyor.
Kısacası: Kült filmleri yeniden büyük perdede görmek ve Türk sinemasının daha tuhaf, deneysel tarafını keşfetmek için.

İstanbul’un en iyi etkinlikleri her zaman dev afişlere basılmaz. Bazen bir vapurun güvertesinde, bazen küçük bir kulüpte, bazen de bir müzenin gece programında karşınıza çıkabilir.

Baba Zula – 30. Yıl Özel Tekne Konseri
📅 5 Eylül
Baba Zula’nın 30 yıllık müzik yolculuğunu İstanbul’un en eski ulaşım biçimlerinden biriyle kutlamak, gruba oldukça yakışıyor. Psychedelic Anadolu rock, elektronik ve doğaçlamayı Boğaz’ın hareketli manzarasıyla birleştiren tekne konseri, klasik konser formatını sallıyor.
Kısacası: Baba Zula dinlemek için bu kez sahneye değil, suya bakacağız.

K-Pop Festivali 3: P1Harmony & AleXa
📍 Life Park
📅 5 Eylül | 15:00
Sadece müzikal bir fenomen olmanın ötesinde, başlı başına bir topluluk kültürü olan K-pop, şimdi de Life Park’a geliyor. Sahnede P1Harmony ve AleXa var; gün boyunca K-pop dans cover grupları, festival alanı aktiviteleri ve K-pop panayırı da programın parçası. AleXa’nın 2022’de American Song Contest’i kazanmış olması da onu programdaki ilginç isimlerden biri yapıyor.
Kısacası: K-pop’un neden yalnızca müzikten çok daha büyük bir dünya olduğunu görmek için.

İstanbul Arası: Büyük Ev Ablukada
📍 Kabataş’tan hareketle
📅 25 Eylül | 19:30
İBB’nin Boğaz yolculuğu, rehberli anlatım, tiyatro ve konseri tek bir akışta birleştiren “İstanbul Arası” programı Eylül’de Büyük Ev Ablukada’yı ağırlıyor. “Boğaz’ın Saklı Hikâyeleri” anlatımının ardından Monologlar Müzesi’nin vapura yayılan performansları geliyor; konser ise yolculuğun ikinci yarısında başlıyor.
Kısacası: İstanbul’u karadan değil, hareket halindeki bir sahneden dinlemek için.

Şimdi yılın o zamanı geldi. Yaz akşamlarında yalnızca Efes, Patara ya da Hierapolis gibi antik kentler değil; İstanbul’un sarayları ve müzeleri de güneş battıktan sonra bambaşka bir atmosfere kavuşuyor. Kalabalığın çekildiği saatlerde taş avlular, tarihi bahçeler ve yüzyıllık galeriler daha sessiz, daha serin ve daha etkileyici bir deneyim sunuyor. Aynı mekânları ikinci kez ziyaret etmek için bile yeterli bir sebep; çünkü geceleri İstanbul’un tarihi, gündüzden çok farklı hikayeler anlatıyor.

Günbatımından Sonra Saray Ziyareti
📍 Topkapı Sarayı
📅 13 Eylül’e kadar
Cumartesi akşamları
, 20:30-22:30
Yaz boyunca devam eden gece ziyaretlerinde Topkapı Sarayı, tamamen farklı bir karaktere bürünüyor. Kalabalığın dağıldığı saatlerde Birinci Avlu’dan Has Bahçe’ye uzanan yürüyüş, gündüz ziyaretlerinden çok daha sakin ve sinematik bir atmosfer sunuyor. Loş ışık altında taş avluların ve bahçelerin yarattığı his, sarayı ikinci kez gezmek için bile yeterli sebep.
Kısacası: Aynı saray, geceleri bambaşka bir hikaye anlatıyor.

Eski Şark Eserleri Müzesi
📍 İstanbul Arkeoloji Müzeleri
📅 Her gün açık
Gündüz: 09:00-18:45 (gişe kapanışı 18:45)
Gece Müzeciliği: 1 Ekim’e kadar, 19
:00-22:00 (gişe kapanışı 21:00)
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ni yeniden ziyaret etmek için artık çok güçlü bir sebep var. 2022’den bu yana kapalı olan Eski Şark Eserleri Müzesi, restorasyonun ardından yeniden kapılarını açtı ve yerleşkenin en önemli halkalarından biri yeniden ziyaretçilerle buluştu.

Burası sıradan bir arkeoloji müzesi değil. Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Arap Yarımadası’nın İslam öncesi uygarlıklarını aynı çatı altında buluşturan koleksiyon; tarihin bilinen en eski yazılı barış metni olan Kadeş Antlaşması, Babil’in İştar Kapısı kabartmaları, Naram-Sin Steli ve yaklaşık 75 bin çivi yazılı tabletten oluşan dünyanın en önemli arşivlerinden birine ev sahipliği yapıyor.

Müzenin binası da en az içindeki eserler kadar anlamlı. Osman Hamdi Bey’in 1883’te Osmanlı’nın ilk güzel sanatlar okulu olarak kurduğu Sanayi-i Nefise Mektebi, bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin başlangıç noktası kabul ediliyor. Yani bu yapının yeniden açılması, yalnızca bir müze salonunun değil, Türkiye’deki modern sanat ve müzecilik tarihinin en önemli simgelerinden birinin yeniden hayata dönmesi anlamına geliyor.
Kısacası: İstanbul’un en önemli kültür haberlerinden biri, belki de en sessiz duyurulanı oldu.

Yorum yazın